Anasayfa / Fıkralar / Fıkralar

Fıkralar

Sifon;
Temel Dallas’taki kuzeni Dursun’u görmeye gitmiş. Dursun Temel’i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! “Uyyy, amma da büyük bu, daa!” Dursun hafifçe gülmüş: “Temel’im burası Amerika! Burada her birşey büyük!” Yola çıkmışlar, Dursun’un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde: “Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!” Dursun gene hafifçe gülmüş. “Temel’im burası Amerika! Burada her birşey büyük!” Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun’u taa uzaktan zor seçiyor. “Uyy!” diye bağırmış: “amma büyük masa, daa!” Dursun’un sesi gelmiş “Temel’im burası Amerika! Burada her birşey büyük!” Yemekten sonra Temel’in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun: – “Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapı” diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun oldugu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış: – “Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!”

Babada kalacaktır;
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
– “Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım.”
Hakim kocaya sormuş:
– “Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?”
Adam “Var tabii” demiş ve anlatmış:
– “Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?”
Hakim sekreterine dönmüş:
– “Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır…”

Benim kim olduğumu biliyor musun?
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin katildigi bir imtihan…
Süre iki saat… Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine
imkân yok.
Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor.
Hiç aceleci bir hâli yok.
Derken süre doluyor. “Getirin kâgitlari çocuklar” diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör kizarak:
-Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini alamam…
Bizimki ters ters bakiyor:
-Sen benim kim oldugumu biliyor musun?
-Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne olacak?
-Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor.
Sonra da:
-Iyi günler hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp gidiyor.

Bir önceki yazımız olan Fıkralar başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Hakkında admin

Check Also

Genel Fıkralar

KADINLARA KARŞI ZAFER Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu: – Sizde “Kadınlara Karşı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir